SANAT VE KARÝKATÜR / ATILLA ÖZER
Sanat; duygularýn, düþüncelerin ya da bir
yaþantýnýn renk, çizgi, ses, devinim ve sözcüklerle
baþkalarýna ulaþtýrýlmasý
olayýdýr.Sanat biraz biçim, biraz bilim, biraz da özden meydana
gelen bütün bir deðerler sistemidir(1).
Bu tanýmdan yola
çýkarak sanatlarý sýnýflandýrmak gerekirse:
a) Yüzey sanatlarý (resim, fotoðraf, karikatür vb.)
b) Hacim sanatlarý(heykel, seramik vb.)
c) Mekan sanatlarý( mimarlýk, peyzaj
mimarlýðý vb.)
d) Dil sanatlarý(roman, öykü, þiir vb.)
e) Devinim sanatlarý (bale, dans, mim vb.)
f) Eylem sanatlarý (tiyatro, sinema, gölge oyunu vb.) olarak
sýralamak mümkündür.
Sanat yapýtý ise;
bir yaratýcý süreç sonunda ortaya çýkan özgün (orijinal)
ve tek olma özelliði taþýyan üründür.
Tüm bu
sýnýflamalar, bilimsel olarak yapýlan
çalýþmalarda bir arayýþýn sonucudur. Oysa
zaman içerisinde pek çok þey gibi bazý deðerlerin ve
terimlerin anlamlarýnýn da deðiþtiði bilinmektedir.
Son yüzyýlýn en
tanýnmýþ sanat tarihçilerinden biri olan Prof. Dr.Werner
Hofmann Modern Sanatýn temelleri adlý kitabýnda “sanat
kavramýnýn aþýrý zorlanmasýndan da,
putlaþtýrýlmasýndan da
kaçýnýlmalýdýr” demektedir.”(2) Bunun da nedeni
hergün yeni bilgiler, yeni olanaklar, yeni arayýþlar bu tanýmýn
sýnýrlarýný güçleþtirmektedir. Bu yüzden
kesir kurallarla, oluþumu kýskaç altýna almak
bilimselliðe uygun düþmez, boþuna gayretlerden öteye gitmez.
Sanatýn ne olduðuna,
neyin sanat sayýlmasý gerektiðine iliþkin ve bütün
zamanlar için geçerli olabilecek ölçütlerin bulunamamasý gerçeði hep
olacaktýr.Gombrich; Sanatýn Öyküsü adlý kitabýnda
“Sanat adý verilen bir þey yoktur aslýnda, yalnýzca
sanatçýlar vardýr; yani bir zamanlar renkli toprakla maðara
duvarýna becerebildiklerince bizon resimleri çiziktiren, bugünse boya
satýn alýp reklam afiþleri yapan ve yüzyýllardan
beri daha bir çok baþka þeyler üreten insanlar”.(3)
Bu anlam ile
düþündüðümüzde, zaman zaman gündeme getirilen karikatürün de sanat
olup olamayacaðý tartýþmalarý artýk
bitirilmelidir.
Resim sanatýnýn
devleri; Rembrandt, Leonardo da Vinci, Goya, Daumier, Van Gogh ve Picasso gibi
sanatçýlar da karikatür çizmiþler, kimi
sýnýflayýcýlar bunlarýn bir bölümü deneysel
sanat diye adlandýrmýþlar, kimileri ifadeci sanat
(Expressionizm) içerisinde göstermiþlerdir.
Ancak tüm bunlara
karþýn resimle karikatürün ayrý sanat dallarý
olduðu kesindir. Benzer yanlarý sadece ayný malzemeleri
kullanmalarýdýr. Bu ayýrýmý geçen
yýlki sempozyumda sayýn Önder Þenyapýlý
ayrýntýlarýyla açýklamýþtýr.
Öyleyse sanat açýsýndan yapýlanýn ne olduðundan
daha önemlisi yapan; yani sanatçý kiþilikdir diyebiliriz.
Bence karikatürcü
ressamýn araç gereçlerini kullanmakla birlikte ondan bir
fazlasýný ortaya koymak zorundadýr. Yani, karikatürcü önce
konusunu mizahla biçimlendirecek, sonra da mizahla biçimlenen bu konuyu ikinci
kez çizgiyle biçimlendirecektir. Ressam ise konusunu bir kez biçimlendirmekle
iþini bitirecektir.
Turhan Selçuk; “Karikatürün
güçlü bir sanat olmasýnýn nedenleri vardýr” demektedir.
“Karikatür yaygýn bir sanattýr, basýn yoluyla, sinemayla,
televizyonla, afiþlerle, sergilerle halkýn her an
karþýsýndadýr. Söyleyeceðini en kýsa
yoldan zahmetsizce fakat çarpýcý bir þekilde söyler.
Çizgileriyle sempatiktir, ilgiyi çeker.”(4)
Üstün Aysaç ise;”Karikatür;
insanlarýn, varlýklarýn, olaylarýn hatta duygu ve
düþüncelerin doðala ters düþen, olaðanla çeliþen
gülünç yanlarýný yakalayýp bunlarý kimi zaman da
yazýyla desteklenmiþ abartýlý çizimlerle bir gülmece
anlatýmýna dönüþtürme sanatýdýr.”(5) diye
tanýmlamaktadýr.
Diðer sanat
dallarýda oldðu gibi karikatür sanatýnýn da kendi
içinde çeþitlemeleri olmasý doðaldýr. Vinyetler, tek
kare karikatürler, bant karikatürler ve çizgi romanlar, çizgi öyküler bu
sanatýn þekilsel zenginliðini göstermektedir. Ayrýca
anlatým ve içerikte de deðiþiklikler göstermiþtir.
Önceleri bir kiþinin görüntüsünden yola çýkýlarak portre
diye adlandýrabileceðimiz þekliyle bilinmekte iken daha sonra
olaylarýn, yaþantýlarýn, durumlarýn
karikatürü çizilmiþ, bu tür karikatürlerde de altyazýla, balonlu
konuþmalý daha sonra yazýsýz karikatürler ortaya
çýkmýþtýr. Ve yine günlük gazete karikatürü, çok
satýþlý mizah dergisi karikatürü, sanat karikatürü gibi ayrýmlar
yapan kiþiler de bulunmaktadýr. Özellikle sanat karikatüründen
anlaþýlmasý gereken; Sayýn Hýfzý
Topuz’un önerdiði “humoristik desen” adlandýrmasýyla belirlediði
türdür. Humoristik desende geniþ kitlelere seslenme, pupüler olma
kaygýsý yoktur. Ýzleyeni güldürmekten çok
düþündürmeyi önemser. Çizgilerinde abartmalar olmayabilir. Güncel
olmaktan çok uzun ömürlü ve kalýcý olmak ister. Genellikle
yazýsýz çizilir, tüm mesaj çizgilerdedir. Çok yalýn, sade
ve az çizgili olabileceði gibi taramalý, ýþýk
gölge kurallarýna uyan bir çizgi anlayýþý da
olabilmektedir.
Sanatta karikatürü ana
hatlarýyla böyle irdeledikten sonra bu olguyu tersten yani karikatürde
sanat olarak düþünen var mýdýr diye hafýzamý
yokluyorum. Elbette var; Bazý karikatürcüler (Tan Oral; Sus ve Dinle(6),
Savaþ Dinçel; Çoksesli(7)) sadece müzik sanatýný konu alan,
bazýlarý (Ironimus; Grüne Helden, Graue Monster(8)) sadece
mimarlýk ve çevre düzenleme sanatýný konu alan
karikatürlerini kitap haline getirmiþlerdir.
KAYNAKÇA
1) ALTINOK, Ýsmail. Yeni Resim Ýþ Dersleri. Toplum
Yay. Ankara;1975.
2) HOFMANN, Werner. Grundlagen der Modernen Kunst; Alfred Kröner Ver.
Studttgart;1966.
3)GOMBRÝCH, E.H.Sanatýn Öyküsü. Çev: Bedrettin Cömert,
Remzi Kitabevi, Ýstanbul;1976.
4)SELÇUK,Turhan. Söz Çizginin. Karacan Yay. Ýstanbul;1979.
5) ALSAÇ,Üstün. Türkiye’de Karikatür, Çizgi Roman ve Çizgi Film.
Ýletiþim Yay. Ýstanbul;1994.
6) ORAL,Tan. Sus ve Dinle. Pan Yay. Ýstanbul; 1989.
7)DÝNÇEL, Savaþ. Çoksesli. Pan Yay. Ýstanbul;1990
8)IRONIMUS, Gustav, Peichl. Grüne Helden Graue Monster. Wilhelm Goldmann
Ver. München; 1983.
---------------------------------
THE
CARTOON, BETWEEN PAPYRUS AND
INTERNET / Cristian Topan
Plastic
language is one
of the most percussive way
of comunication, out
running the linguistic
and religions bounds.
It
seems that cartoon
is very ancient.
the history certifies
the first drawing 7.000 years ago,
on an Egyption papyrus wich
represents an orchestra
(a lion playing
at Iyre, an
ass playing at
harp, a fluteplayer monkey
and a crocodile with a
drum).
At
Anabolian Civilisation Museum
we can admire object which
on we can see drawings
which send you
to the beginning of the cartoon.
Given
other plastic languages,
cartoon became very
popular because the
spreading trough mass - media.
The
last developement, INTERNET
“has frightened” the
writers because the
publication of hypertext
(text wich run
one after another,
without beginning, middle
and end), the
main way which
can unsettle the
narrative form.
But,
the same amazing
INTERNET opens new ways to communicate through cartoon.
For
xample, we can
find that snails
(seen as a
cartoon) are able
“to run” through
INTERNET from the
international Exhibition of
Cuneo within the
whole world.
Another interesting way of
expression is theree - dimensional cartoon.
At
humour Museum of
Montreal we notice
objects which ilustrates
each type of
humour.
These
objects are made by
cartoonists and designer
Marc Constantin Marinescu. Mr. Marc
belonged to the
staff which founded
this museum.
As
a conclusion, I
can only mention
the famous reflection
of Saul Steinberg: “If writers would know
to draw, we
would not have
literature”.
PAPIRÜSTEN INTERNETE
KARÝKATÜR
Plastik sanatlar,
iletiþim için dilleri ve dinleri aþan en çarpýcý
yollardan biridir.
Karikatür
sanatýnýn çok eskilere dayandýðý görülür.
Tarih, ilk çizginin 7000 yýl önceki bir Miss. papürüsünün üzerindeki bir
orkestra figürünün(bir çalan bir aslan, arp çalan bir eþek, flüt çalan
bir maymun ve davul çalan bir timsah) olduðunu onaylar.
Anadolu
Medeniyetleri Müzesinde gördüðümüz bir nesne bizi karikatür
sanatýnýn baþlangýçlarýna kadar götürür.
Diðer
plastik sanatlar arasýnda karikatür, kitle iletiþim
araçlarý sayesinde çok popüler olmuþtur. Son
geliþme,INTENRNET hipertextyerin (birbirinin arkasýndan devam eden
ve baþý, ortasý ya da sonu olmayan metinler; aktarma
þeklini karýþtýrabilecek baþ yol) yayýmlanmasý
ile yazarlarý ‘korkutmuþtur’!
Fakat,
ayný þaþýrtýcý INTERNET, karikatür için
yeni iletim yollarý açmýþtýr.
Örnek olarak,
Uluslararasý Cýneo Sergisi ile salyangozlar (karikatür olarak)
INTERNET’te tüm dünyada “koþma” olanaðý
bulmuþlardýr.
Bir diðer
iletiþim yolu güç boyutlu karikatürdür.
Montreal Mizah
Müzesinde mizahýn her çeþidini gösteren örneklerle
karþýlaþabiliriz.
Bu
çalýþmalar, karikatüristler ve tasarýmcý Marc
Constantin Marinescu tarafýndan
yapýlmýþlardýr.
Marinescu, bu
müzeyi kuran kiþiler arasýndadýr.
Sonuç olarak,
sadece Saul Steinberg’in ünlü sözüne deðinebilirim:”Eðer yazarlar
çizmeyi bilselerdi, edebiyat diye birþey olmazdý.”
SANATTA
KARÝKATÜR ZAMANIN BELGESÝ
/ GORAN JUVANOVIC
Karikatür, kiþileri, olaylarý ve
nesneleri günümüzün önüne serer ve aralarýndaki iliþkileri
düþünmemizi saðlar. Bizi, çizgiler ile engelleri, onlarýn
farklý boyutlarý ve þekillerini keþfetmeye ve
açýk ya da gizli sembolik anlamlarý anlamaya davet eder.
Karikatür. sonsuz bir kurgu dünyasýna girmemize neden olan hayal gücümüz
için mecazi bir pencere açar. Bir anlam aðý olan gerçek’in
sýnýrýný geçerek hayallerimizin ahlaki
arýnmalarýný gerçekleþtirebilir. Bu genellikle
‘komik’ olarak adlandýrýlan ciddiyettir. Gizil gülmece ise sosyal
gerilim ve çatýþmalar gibi
bir çok farklý konularý içerebilir. Böylece karikatüristin
amacý eskiden ‘katý’ veya ‘ciddi’ olan kavramlarý gülüt ve
yergi duyularýyla yeniden yaratmaktýr.
Genel olarak karikatür, yüzün veya
orantýsýz bir vücudun tipik özelliklerini abartan, biçimini bozan
gülünç çizim veya resimdir. Aslýnda sanatçý çizimine kendi
bakýþ açýsýný ve o anki hislerini de katar.
Karikatüre bakmak ve anlamý üzerine düþünmek, gözlem yapan
kiþinin, estetik yaratým dünyasýnýn tam
ortasýna girmesine sebep olabilir.
Görsel anlatýmlarýn diðer
yollarýyla
karþýlaþtýrýldýðýnda, -
sinema, tv. or video,- karikatür duraðan bir araç olarak karþýmýza
çýkar. Yapýsý ve mesajý iletme biçimi resim ve
fotoðrafa daha yakýndýr. Karikatür, iki temel öðeyi,
kompozisyon ve simgeciliði içinde barýndýrýr.
Karikatüre özgü olan öðeler ise gülüt, gülmece ve komikliktir. Karikatür,
kurgu düzeni ve resimsel sunumuyla gerçeði yeniden gözler önüne serer ve
yeniden yaratýr. Kültürel üretim ve gerçek sanatsal yaratým
alanýnda, bir kitle iletiþim aracýdýr.
Gazetecilik alanýnda çizisel
özelliði bir yana, karikatür de sözlü anlatýmý kapsayabilir.
Karikatürist amacýna ulaþmak için gazete okuyucusuyla karakterler
veya birbirleriyle iliþkili öðeler sayesinde konuþur.
Karikatürist , çizgiler ve kelimelerle oynarken bir gülüt yaratmak için içinden
birisini daha çok vurgulayabilir. Þakanýn görüntüselleþmesi,
karikatürün gerekli bir özelliði halindedir. Bu özellik, karikatürü
çizgisel betimleme ve resimden ayýrýr. Karikatürdeki þaka,
çizginin müziðidir.
karikatürün bir baþka özelliði de,
yazý ve konuþma balonlarýnýn
kullanýmýyla fikirleri ve mesajlarý iletmektir.
Kiþiler çok farklý seslerle isteklerini,
mutluluklarýný veya korkularýný dile
getirebilirler. Öyleyse karikatür, bizi ayný zamanda bilgilendirir,
eðlendirir ve dikkatimizi belli bir yöne çeker. Yazýnýn ve
konuþma balonlarýnýn kullanýlmasý, komik
sanatýnda, karikatürü baþka bir sanatsal yaratým olan ‘bant
karikatür’e baðlar. Karikatür bize mesajý iletebilecek bir mecazi
pencere açarken, ‘bantlar’ birbirini izleyen serilerle, görüntüden çok sözlü
anlatýmý ile bir hikaye sunar.
Gazete ve yazýlý basýn,
karikatürün görsel ve yazýlý unsurlarý ayný zamanda
kullanýlmasý için en uygun araçtýr. Kitle iletiþim
araçlarý sayesinde karikatür halka düzenli bir þekilde
yayýldý ve verensel düzeyde de ticarileþtirildi. Sonuç
olarak, karikatür halka mal oldu; popüler kültür ve yaþamýn bir
parçasý haline geldi. Ýmgelemin baþtan
çýkarýcý gücüyle karikatür ayný zamanda gazetedeki
makalelerin okunmaya baþlanmasýna yardýmcý olur.
Siyaset alanýnda karikatürist, günün
siyasi olaylarýna çizgileriyle, resimsel gülmecesi ve grafik
taþlamalarýyla meydan okur. Günden güne yaptýðý
gözlemlerle çaðdaþlarýnýn ortak tavýrlarý
üstüne yorum yapar. Karikatürist insanlarýn ne konuþtuðunu, ne
hissettiðini gözlemleyerek zamanýn ruhuna dahil olur. Çizim yapmakla
fikirleri sadece tamalayýp özetlemez, günlük hayatýnda
tartýþmaz, ayný zamanda kendi sosyal çevresini, varolan
düzeni deðiþtirmeyi, bazen kökten bir geliþme olmasý
amacýyla deðerlendirir.
Karikatür sanatý, kültürel
yapýsý ve sanatsal anlatýmý
açýsýndan, toplumda ancak özel seçilmiþ bazý
kiþilere açýk olan herþeye karþýdýr.
Karikatüristin düþünmesi, çalýþmasý, bilgi elde
etmesi ve kendi toplumsal çevresinde kurduðu yakýn iliþkileri
sürdürmesi, karikatürün yaratýcý özelliðini oluþturur.
Dahasý, bir kitle iletiþim aracý olarak karikatür,
tartýþmalý ve tehlikeli görünen toplumsal konulara çözümsel
bir taslak sunar, anlamamýzý saðlar, duyurur, kötü ve
zararlý olan þeylerden haberdar eder. Ýnsanlýk için
onur kaynaðý olan toplumsal durumlarý savunur, bir
insanýn itibarýný küçük düþüren olaylarýn
üstüne gider. Karikatürist tarafýndan ilk ve en önemli hücum, kötü bir harekette
bulunan kiþiye olur. Yorumlarýnda insan ve
zayýflýklarý üzerinde durur. Hiçbir karikatür, insan
doðasýnýn ötesine geçemez ve komik sanatýnýn
tüm alanlarý ayný zamanda güncel yaþamdaki bütün eylemlerin
bir sonucu olarak görülmektedir.
Þimdiki zamanýn toplumsal ve
kültürel eleþtirileri ile karikatür gelecekte neler olabileceðini
kurgulayabilir. Ýzleyenlerine eðer son olaylar devam ederse neler
olabileceðini iletebilir. Olaylarýn
zýtlýklarýný gösterir. Ayrýca iyi
olduðunu düþündüðü þeyin bir destekleyicisi gibi
davranabilir. Bu hedefe ulaþmak için ‘iyi’ ve ‘kötü’ arasýndaki
kutupsal düþünceleri ve biçimsel zýtlýklarý
kullanýr.Gazetecilik alanýnda siyah-beyaz
çalýþmasýna raðmen, karikatürist, toplumsal panorama ve
siyasal olaylarýn hemen göze çarpmayan taraflarýný
çözümler.
Ýnsaný olguya ölçüt
aldýðýmýzda hiçbirþey karikatürist için
dokunulmaz deðildir. onun beklentisine göre herþey ve herkes
sorgulanmalýdýr. Her türlü siyasi sýrra ve komploya
karþýdýr ve bu olaylarýn olduðu yerde
halkýn olayýn içyüzünü algýlamasýna
çalýþýr. Demokratik, ayrýmcý olmayan, gizlisi
saklýsý olmayan, gülünç ve cazip karikatür sanatý, ortak
kaderimizin yaratýmýna etkin bir þekilde katkýda
bulunmamýz için bize evrensel insan meraký ve ciddiyetini
göstermektedir.
KARÝKATÜR VE
SANAT / HASAN EFE
Karikatür bir
kaplandýr!
Görücüsünü etkisi
altýna alan, duygularý, düþünceleri
pençeleriyle kavrayan etkili
bir kaplan.
Karikatürden baþka
hiçbir sanat dalý kaplan gibi etkili deðildir.
Ya da
karikatür niçin kaplan?
Çeviktir karikatür,
kaplan gibi. Çünkü
günceli yakalayýp ölümsüz
olmak zorundadýr.
Hiçbir sanat
dalý karikatür kadar
güncelin peþinde deðildir. Hatta gündemi güne
bile sýðmayan ülkelerde
birkaç konuyu peþpeþe yakalar
ve iþlevini yerine
getirir.
Karikatür bu
iþlevi gazete, dergi,
broþür vb. baþýlý kaðýtlarla yapar.
Sanat, günlük
yaþamda insanlar arasýnda biraz zaman, biraz
da ekonomi ayrýcalýðý gözetir. Bu
bir gerçektir. Bunun için
her sanat dalýný bütün
yerleþim
alanlarýnda göremezsiniz.
Dünyanýn çoðu
ülkelerinde sanat ve
sanat merkezleri büyük
kentlerde odaklaþmýþ, küçük
kentlere doðru etkisiz
bir yayýlma göstermiþtir.
Daha küçük
yerleþim
alanlarýnda ise sanat
etkinliklerini de görebilirsiniz, ama etkili deðildir.
Örneðin, bir
köyde sinema salonu
varsa sinema sanatlarýný izleyebilirsiniz. Her
köyde sinema salonu
bulunamadýðý
için sinema ve
sahne sanatlarý yaygýnlaþamaz.
Yani, bazý
sanat dallarý kendini
var eden etmen
ile sanatsal özelliðini oluþtururlar.
Oluþtururlar, ama yaygýn deðildir.
Sonuçta karikatürü çoðu yerde görebilirsiniz!
Çünkü gazete
gibi basýlý yayýnlarýn örgün
bir
daðýtýmý
vardýr.
Kaplan olmasý buradan geliyor karikatürün.
Gazetelerin girmediði ( giremediði)
küçük yerleþim alanlarýnda da çizgi öðesiyle sanata bir baþlangýç oluþturur.
Örneðin, çocuklar
ders aralarýnda ellerine
geçirdikleri
tebeþirlerle
karatahtaya birçok þekiller çizerler.
Okumasýz yazmasýz genç kýzlar halý
kilim ve kumaþlarýn üzerine
bir þekil oluþturuverirler. Bu
iþlemelerde çizgiler ve düþünce açýkca görülebilir.
Humoruher zaman göremeseniz
de birkaç abartýlý
öge ile
karikatüre çok
yaklaþýldýðýný söyleyebiliriz.
Ýþte,
böylesine yaygýn ve
etkilidir.
Bu özelliðinden dolayý naif bir
halk sanatý diyebiliriz.
Yaygýndýr, etkilidir.
Eðiticidir, öðreticidir.
Gülümsetir, düþündürür ve eleþtirir.
Okumuþ-
okumamýþ, kentli- köylü, entel- entellektüel, esnaf- tüccar vb.
birçok toplumlarda etkilidir. O denli yaygýn bir
sanat dalýdýr ki, kimileyin güldürüp
düþündürürken de asýl
iþlevi olan yemeyi
beraberinde getirir.
Duygulu bir
özelliði de vardýr karikatür
sanatýnýn.
Yaþamýn tüm olumsuzluklarýna karþýn kiþileri birbirine
baðlar.Duygusal
yönlerini güçlendirirken olumsuzluklarý alaya
aldýrýr.
Köyde olsun,
kentte olsun yaþamdan hiçbir ödün vermez.
En geliþmiþ bir
kentin, en gözde
bir sanat galerisinde
ýþýl ýþýl çerçeveler
arasýndan göz kýrpar. Görücülerle iletiþim içine girerek sanatsal
hazlarý
yaþatýr. Kendisi
hakkýnda birçok yorumlar
yaptýrýr.
Gece yolculuðuna baþladýðýnýz bir
otobüsün içinde size
deðiþik sanat tatlarý verir;
düþündürür, güldürür,
kýzdýrýr...
Çok soðuk
ya da sýcak bir mevsimde
içeri
dalýverdiðiniz
bir kahvenin masasýndaki gazetede
karikatürleri
gördüðünüzde, oturarak çayýnýzý da
yudumlarken kimbilir hangi
duygularý
yaþatýr!
Bu sanatsal
duygularla eðitici bir
özelliði de vardýr.
Ýnsanlardaki beðeni
duygusu
kafalarýndaki
düþüncelerle birlikte geliþir, dünyayý
algýlayýþlarý da
farlýlaþýr.
Sonuçta; düþünceyi, duyguyu etkileyen yaþamýn her
alanýnda
insanýn
insancýl yönüne dokunan,
uyaran, güldüren ve
yeren baþka bir
sanat dalý olabilir mi
böylesine etkili ve
yaygýn?
Ülkelerden kýtalara, kentten köye, genelden
özele ve toplumdan
bireye kývrak atýlýmlar yapan,
bir yerde durmayan
atýlgan ve cesur
sanattýr karikatür.
KARÝKATÜRDE TERMÝNOLOJÝ SORUNU / HIFZI TOPUZ
Ýkinci Dünya Savaþýndan
hemen sonra (Amerika’da albümleri
yayýmlanan) Saul
Steinberg’in etkileriyle Fransa’da
Mose, Andre François, Bocs, Chaval, Maurice Henry yeni bir
akýmýn kurucusu oldular.
Bunlar karikatür deðil hümoristik desen çizdiler. Bu tür desenlere
Ýngilizce “Pictoriel
Joke Without
Word” (yazýsýz resim þakasý), ya da “One - Line Joke” (tek satýrlýk þaka) dendi. Eski
karikatürcüler kendi yollarýnda
gittiler, yeniler önce bazý dergilere girdiler, sonra kendi dergilerini
çýkardýlar, albüm yayýmladýlar, bu iþ
tuttu.Bizde de öyle olmadý mý? 50 kuþaðý ilk kez
Steinberg’in albümlerinden esinlenmedi mi? Sonra her ülkede geleneksel ve
çaðdaþ akým, birlikte yaþamlarýný
sürdürdü. Hümoristik desenlere Sanat karikatürü diyenler de oldu. Bunlar günlük gazete karikatürlerinin
dýþýnda yer aldýlar.
Ýngilizler ise “karikatür - hümoristik desen “
ayýrýmý yapmadýlar.Onlarýn
yaptýðý bir ayrým var ama o, Fransýzlarýnkinden çok deðiþik. 1994’te Mark Bryant
ve Simon Heneage adlý iki Ýngiliz araþtýrmacý
“Dictionnary of British cartoonists and
caricaturists” adýnda bir antoloji yayýmladýlar. Kitapta
yapýlan ayýrým karikatürcü ile cartoonist’e
dayanýyor. “Cartoonist”
sözcüðü Fransýzcada yok. Fransýzlar Ingilizlerin
karikatürcü ya da cartoonist dedikleri çizerlerin hepsine karikatürcü diyorlar.
Peki, Ýngilizler cartoonist’ten
ne anlýyorlar? Cartoonist sözcüðü ilk kez 1843’te ortaya
çýkmýþ. Olayýn
öyküsü þöyle : Ünlü karikatürcü John Leech’in o yýl Punch dergisinde sosyal
içerikli bir karikatürü yayýnlanmýþ. Konu Lordlar Kamarasýnda bir sergiye konulacak bir
duvar resmi tasarýsýymýþ. John Leech bu karikatürün altýna Cartoon N:1
yazmýþ. bu karikatürden sonra bu tür desenlere cartoon demeye
baþlamýþlar. Sözünü ettiðim sözlükte cartoon
eðlenceli resim olarak tanýmlanýyor, karikatür ise belirgin
çizgileri abartýlmýþ,
saptýrýlmýþ portre anlamýnda
kullanýlýyor. Bunun bazý istisnalarý var,
savaþ sýralarýnda bazý cartoon - çizerler humour ögesini ele almadan “grotesque” abartmalarla yetiniyorlar. Strio cartoon denen
dizilerde (çizgi romanlarda) humour
deðil, serüven egemen oluyor . Sir Ernst Gombirch adlý biri “Humour, cartoonist’in silah dolabýnda
mutlaka bulunmasý gerekli bir silah
deðildir” demiþ.
Cartoon zamanla geniþ bir anlam
kazandý. Çizgi - Roman, çizgi - öykü, dergilerinde, Televizyonlarda ya da sinemada oynatýlan animasyon
filmlerinde, gazetelerdeki gülmece desenlerinde, kitap ve dergilerde yer alan
her tür eðlenceli çizgilere cartoon dendi. Çizgi - Roman ve Çizgi -
Öykü’nün Ingilizce karþýlýðý Comic Strip, Fransýzcasý Bande
dessinee.
Yine Ingiltere’deki Karikatürcüler
ve Cartoon’cular Sözlüðünde 1840’dan önce gülmece amacýyla her türlü
deseni çizen sanatçýya karikatürcü denmiþ. 1840’dan sonra ise
karikatürcü ve cartoon - çizer deyimi yapýtlarýný sürekli
olarak gazete ve dergilerde yayýmlamak üzere çizen sanatçýlar
için kullanýlýyor.
Sözlükte, dessin d’humour ya da dessin humoristique karþýlýðý
hümoristik desen deyiminin Ingilizce
karþýlýðý
hiç yer almamýþ. Steinberg’in bu alanda bir devrim
yarattýðý da
belirtilmiyor. Sözlüðü yazanlar
sadece Punch, Private Eye,
Spectator, Lilliput gibi dergilerdeki çizerlerin rolleri üzerinde duruyorlar.
Amerikalýlarýn ve Fransýzlarýn bu alandaki
katkýlarýný vurgulamýyorlar. Böyle olunca da 1945’ten sonraki geliþmeler
yalnýz Ingiliz gözüyle görülüyor. Ronald Searle, Charles Addams, James
Thurber, Scarfe ve Ralph Steadman gibi
sanatçýlar Ingiltere dýþýndaki çevrelerinden
kopartýlmýþ oluyorlar. Bu bir tür þovenlik sayýlmaz
mý?
Sözlükte ele alýnan meslekler
þunlar:
Caricaturist, Cartoonist, Editonial
Cartoonist (günlük gazete karikatürcüsü),
Political cartoonist (siyasal karikatürcü), Political Caricaturist
(politikacýlarý çizen karikatürcü), Illustrator (yazýlarý
resimleyen karikatürcü), Stnp Cartoonist (çizgi - roman, çizgi dizi çizeri),
Animator (animasyon filmi yapanlar), Comic
illustrator (gülmece yazýsý resimleyen).
Karmaþa yalnýz bizde
deðil, her yerde. Ama bizde önemli bir boþluk humour karþýlýðýnýn
olmamasý. Belki bilimsel alanlarda bunu baþka bir sözcükle
anlatanlar vardýr.; gözüme iliþmedi. Eðer yoksa her halde
humour karþýlýðý mizah’ýn yerine
baþka bir sözcük kullanmamýz gerekecek.
Amerika’da political cartoon ve editorial cartoon sözlerinin yanýnda
bir de panel cartoon, ya da gag cartoon sözü var. Bir Amerikan ansiklopedisi
karikatürü üç bölümde ele almýþ : Political (ya da editorial) cartoon, sports cartoon ve panel
cartoon (Collier’s Encyclopedia).
Ýlk ikisinin ne olduðunu
biliyoruz, ama panel cartoon biraz
alýþmadýðýmýz bir tür. Bu Amerikan
ansiklopedisinde siyasal olmayan karikatüre panel cartoon denmiþ. Yani
tüm sosyal içerikli ya da
eðlencelik karikatürler hep
panel cartoon olarak adlandýrýlýyor.
Peki political cartoon nedir? Dudley
D. Cahn adlý Amerikalý bir iletiþim profesörüne göre
political cartoon gazetenin makaleler sayfasýnda (editorial page’de) yer alan karikatürdür.
Bu karikatür siyasal bir
düþünceyi anlatmaya yöneliktir. Political cartoon okuyucunun dikkatini ve ilgisini çabuk çeker ve geniþ
sayýda insana siyasal bir
görüþü anlatýr. Gazetenin comic page denen sayfasýnda ise
çizgi - romanlar, çizgi - öyküler ve genelde sosyal içerikli ya da
eðlencelik karikatürler yer alýr. Bazen siyasal içeriði
olan karikatürler de “comic page”de yer alabilirler ama, buna az
rastlanýr.
Siyasal karikatürün özellikleri
þunlardýr :
- Yetenekli bir
siyasal karikatürcü kendi becerilerinin dýþýnda iyi bir
gazeteci gibi siyasal bir düþünce sahibi olmalýdýr;
- Karikatürcünün vereceði mesaj siyasal bir yorumdur. Mesaj yoksa karikatür de
yoktur;
- Bu mesaj görüntüden (imajdan) oluþur,
yazýlý bir mesaj gerekmez. Karikatürün içinde yer alan balonlar
ya da alt yazýlar grafik humour’u tamamlayan yazýlý humour
niteliðindedir. Bunlara hümoristik
desende hiç yer verilmez, siyasal karikatürde ise bunlara hoþgörü ile
bakýlabilir;
- Mesaj okuyucunun bin çýrpýda anlayabileceði düzeyde
olmalýdýr;
- Gazete bir iletiþim
kanalýdýr (Canal of Communication), karikatür de mesaj -
taþýyýcýdýr (medium, cartoon carrier);
- Karikatürde mutlaka bir humour öðesi
bulunmalýdýr;
- Siyasal karikatürcü
yaptýðý karikatüre ne zaman, hangi yerlerde, hangi sosyal ve
kültürel baðlamda
bakýlacaðýný göz önünde tutmak
zorundadýr;
- Siyasal karikatürcüden yansýz
olmasý beklenemez;
- Karikatürdeki biçimlerle, temsil edilen
kiþiler arasýnda (sujet ile imaj
arasýnda) insana hemen çaðrýþým
yaptýrabilecek bir güçte abartýlmýþ bir organ ya da
davranýþ benzerliði olmalýdýr.
Amerikalýlarýn
yaklaþýmý genelde böyle.
Siyasal karikatür kalýcý
deðildir, genelde bir günlük yaþamý vardýr, ama öyle
siyasal karikatürler
yapýlmýþtýr ki
ansiklopedilere ve sanat tarihlerine geçmiþtir.
Amerikalýlarýn panel karikatür dediði gülmece türü karikatürler de genelde uzun
yaþamlý olmaz. Bugün 40 yýl önceki Akbaba koleksiyonuna
meraklýlarýn dýþýnda kaç kiþi bakar.
Ama
hümoristik desenler öyle deðil. Steinberg, Chaval, Bosc, Mose,
Ronald Searle, Andre François gibi sanatçýlar ölmek bilmiyorlar. Bazen
çalakalem çizilmiþ günlük gazete karikatürlerinin geçiçiliðine
bakarak “Karikatür sanat deðildir” demek yanlýþ olmaz
mý? Olsa olsa “gazete karikatürü sanat deðildir” diyenleri anlamaya
çalýþýrýz, ama gazetelerde çýkan karikatürler arasýnda sanat
yapýtlarý çýkmamýþ mýdýr?Tüm karikatürcüler ayný potaya
konamaz, içlerinde iyileri de vardýr, kötüleride.Yazýlarý
da ayný gözle
deðerlendirmiyor muyuz?
Bazýlarý silinip gidiyor, bazýlarý yüzyýllar
boyu dimdik ayakta duruyor.
Yaþamýný hiçbir iz
býrakmadan tamamlamýþ olanlar da var, sanat tarihinde yeni
bir bölüm açmýþ olan
grafik humour çizerleri de.
Karikatür tarihi onlarýn
yapýtlarýndan oluþuyor.
BÝR
BAÞKALDIRI SANATI: KARÝKATÜR / HÜSEYİN ÇAKMAK
Ünlü Ýspanyol karikatürcüsü Vasquez de
Sola karikatür sanatýný þöyle tanýmlar: “Karikatür
‘Allah kahretsin!’ demenin en kibar yoludur. Diyelim ki, ülkemde ya da öteki
ülkelerde insanlar acý çekiyor, bazý insanlar hapiste yatýyor,
söylenecek bir sözüm var. Fakat söylenemeyecek bazý þeyler de var.
Ýþte bunlarý bir gülmece deseniyle belirtiyoruz, herkes anlýyor. Benim
için, bu son derece önemli bir þeydir. Ciddi olarak söylenemeyen ve
söylenmesi yasaklanan þeyleri, biz söyleye biliriz. Bazý çizerler
yaþamýný kazanmak için karikatür çiziyorlar.
Bazýlarý, bu iþi eðlenceli bulduklarý için
çiziyorlar. Ancak benim gibiler ise, kendini dinletmenin tek yolu karikatür
olduðu için bu iþi yapýyorlar. Benim söylenecek þeylerim
var.”(1)
Yukarýdaki görüþleri öne süren
ünlü çizer Vasquez de Sola’ya katýlmamak imkansýz. Karikatür
sanatý, dünyamýzda meydana gelen çarpýklýklara
dikkat çekebilmek hatalarýn, yanlýþlarýn
düzeltilebilmesi için olaylara ve kiþilere eleþtiri yöneltebilmek
amacýyla varolmuþ, faþist ve diktatör rejimlerdeki
acýmasýzlara, haksýzlara sürekli
baþkaldýrmýþtýr.
Günümüzde karikatür çizen ve çizdiðini
söyleyen karikatürcülerin kaç tanesi bu ilkeye uymaktadýrlar.
Kuþkusuz ki, çok azý... Bilinen gerçek þu ki, karikatür
çizdiðini söyleyen bazý kiþilerin bu sanatý vakit
geçirici, eðlendirici ve güldürücü bir uðraþ olarak
algýladýðýdýr. Karikatür sanatýný
amacýna uygun olarak çizen bazý karikatürcüler ise,
baskýcý rejimler ve haksýz olaylar
karþýsýnda çizgileriyle tavýr koymakta,
yaþadýklarý bozuk ve çarpýk rejimleri
sorgulamaktadýrlar. Bu anlayýþtaki karikatür
sanatçýlarý tarihin her döneminde faþizan ve militarist
rejimler veya yandaþlarý tarafýndan
yargýlanýp hapsedilmiþ, zaman zaman da
hayatlarýný kaybetmiþlerdir. Ýþte bunlardan
bazý örnekler:
(...)”19. Yüzyýlda Polonya’da siyasal
özgürlük yoktu. Ülke Rusya, Avusturya ve Almanya arasýnda
bölünmüþtü. Siyasal karikatür yasaktý ve karikatürcüler için
aðýr cezalar öngörülmüþtü.”(2)
(...)”Ýkinci Dünya
Savaþýnda, Alman iþgali dönemindeki Polonya’da
karikatürcüler tutuklanmayý ve iþkenceyi göze alarak çizkeyi
sürdürdüler. Hitler’e ve Alman askerlerine karþý çizilen
karikatürler halk arasýnda çok tutuldu. Bu karikatürleri yeraltý
gazeteleri yayýmlamaktaydý.”(3)
(...)”Ýþgal
sýrasýnda Polonya’da birçok güldürü dergisi
yayýmlandý. Ama, bir süre sonra Almanlar’ýn estirdiði
terör havasý yüzünden bunlarýn çoðu yokoldu,
bazýlarý da herþeye karþýn yayýnlarýný
sürdürdüler. Genç bir karikatürcü grubu 1943 Ekiminde “Na Ucho” adlý
haftalýk bir dergi çýkarttý. Ama Gestapo birkaç ay sonra
derginin bütün kadrosunu ele geçirdi. Derginin birçok yazar ve çizeri 27 Mayýs
1944’te kurþuna dizildiler...”(4)
(...)”Filistinli ünlü karikatür
sanatçýsý Naci El Ali, Filistin halkýnýn
Ýsrail yönetimi karþýsýndaki haklý
direniþini çizgileriyle yansýttýðý için, 22
Temmuz 1987 tarihinde, Londra’daki “El Kabaþ” gazetesinin bürosunda
boynundan vuruldu. 8 gün ölümle pençeleþti, sonunda 30 Aðustos günü
yaþama veda etti... Üç ay sonra Ingiltere’de yakalanan Arap
asýllý katilin MOSSAD ajaný olduðu
açýklandý.”(5)
(...)”Latin Amerika ülkelerindeki karikatürün
ortak özelliði sömürüye, dýþ kuvvetlerin oyuncaðý
diktatör generallere, toplu kýyýmlara, iþkenceye
karþý baþkaldýran bir mizah
anlayýþýna dayanmasýdýr.”(6)
(...)”Uzun yýllar taþra
gazetelerinde çizdikten sonra 36 yaþýnda Meksika’ya yerleþen
Posado isimli Meksikalý karikatürcü, 1913 yýlýnda yirmibin
karikatür býrakarak öldü. Posado Meksika devrimlerinin olduðu
dönemlerde toplumsal konularý iþleyerek, iktidarýn ve
zenginlerin halký ezmelerini karikatürlerinde yansýkmaya
çalýþtý.”(7)
(...)”Brezilya’da 15 yýl süren Vargas
diktatörlüðü döneminde karikatür büyük baský altýnda
kaldý ve geliþemedi. Vargas diktatörlüðü devrildikten sonra
karikatürde bir canlanma oldu ve yeni bir akým doðdu.”(8)
(...)”1966’da askeri yönetim, Arjantin
karikatürüne büyük bir darbe indirdi ve siyasal karikatür büyük baský
altýna alýndý. O dönemlerde karikatürcüler genellikle
“Absürd” ve gerçeküstü karikatüre yönelmiþtir.”(9)
(...)”1956’da toplanan SSCB 20. kongresinden
sonra, Sovyet karikatürcüleri bir süre, daha özgür bir ortama kavuþtular.
Ama ne var ki, güldürü alanýnda uzman sayýlan Kruþçev bile,
basýnla ilgili konularda direktifler vermekten geri kalmadý.
Örneðin karikatürcülerden mýsýr ekimini destekleyecek
karikatür çizmelerini istedi. Kruþçev þöyle diyordu: “Güldürü
keskin bir usturaya benzer. Analar, çocuklarýna kesici aletlerle
oynamayý yasaklamakta haklýdýrlar!”(10)
(...)”Karikatürcü Ali Ulvi Ersoy’un, 1960
yýlý Nisanýnda Cumhuriyet gazetesinde yayýmlanan ve
dönemin baþbakaný Menderes’i eleþtiren bir karikatürü
nedeniyle gazete kapatýlmýþ, Ali Ulvi
sorgulanmýþ ve askeri savcý çizerin idamýnýn
isteneceðini söylemiþti.”(11)
Bu konuda örnekleri çoðaltmak mümkün,
Ýnsanýn insaný sömürmeye devam ettiði günümüzde,
karikatür sanatçýlarý daha iyiye ve daha güzele ulaþabilmek
için haksýzlýklara ve baskýlara karþý
çizgileriyle mücadele vermek zorundadýrlar. Karikatür sanatý insanoðlunu
önce düþündürmeli sonra yönlendirmeli en sonunda da güldürmelidir... Bu
sanat aracýlýðýyla yaþamdaki tüm kötülüklere,
çirkinliklere, acýmasýzlýklara ve
haksýzlýklara karþý baþkaldýran
karikatürcüler her zaman toplumlarýnýn ve insanoðlunun
destekleyicisi ve koruyucusu olagelmiþlerdir. Sadece eðlendirmek ve
kahkaha attýrmak amacýyla
karikatür çizenler ise baskýcý rejimlerdeki yöneticilere
ve diktatörlere boyun eðmek, yaptýklarýna onay vermek zorunda
kalmýþlardýr. Baþkaldýrýnýn
önemi ve farký da bu zaten...
DÝPNOTLAR:
(1)(2)(3)(4)(5)(6)(7)(8)(9)(10)
Hýfzý
Topuz, “60yýlýn Dünya Karikatürü”Milliyet Sanat Dergisi Özel Ek,
1985, Ýstanbul
(5)”Göçmen
Çadýrýndan Çýkan Bir Karikatürcü”. Milliyet Sanat Dergisi,
Sayý 191/1, Mayýs 1988 ,Ýstanbul
(11)”Karikatür
Býçak Sýrtýnda” Turgut Çeviker, Akrep Mizah ve Karikatür
Dergisi, Sayý 35, 1989, Lefkoþa
ÇÝZGÝNÝN SERÜVENÝ / İSMAİL KAYA
Çizgi, tarih
boyunca insanýn bulduðu en yalýn ve iþlevsel
iletiþim aracýdýr. Yan yana sýralanmýþ
noktalardan oluþan çizgi, yüzeyi oluþturur, hacmi belirler, incelir
kalýnlaþýr, usta elinde, üzerine yüklenen iletiyi
taþýmaya hazýr güçlü bir biçimlendirme
aracýdýr. Ýletinin en yalýn görsel biçimlerinin,
yani yazýnýn da esasý çizgidir.
Felsefi anlamda
çizgi; yaþam anlayýþý, tutulan yol,
davranýþ biçimi olarak anlaþýlmaktadýr.
Aþýk Veysel, “Uzun ince bir yoldayým” derken tüm insan
yaþamýný tek ve sürekli bir çizgide sembolleþtirir.
Çizgi sürekliliðin yanýnda, yalýn bir kesinliðin de en
etkili aracýdýr. Yalýnlýðý ve
kesinliði nedeniyle çizgiyi kullanma biçimindeki yetersizlik kendini hemen
belli eder. Ayný nedenle minimal sanatta çizgi temel plastik biçim
olarak ele alýnmýþtýr.
Sanat tarihinin
evreleri çizginin uygarlýkla birlikte baþlayan serüvenidir
ayný zamanda. Önceleri biçimi tamamlamak amacýyla
kullanýlan çizgi, giderek yüzeyde kendi ritmini ve saf güzelliðini
arar. Arayýþýný düþünsel boyuta
taþýr. Keith Haring’in çizgileri insanýn varoluþunu
sorgular. George Grozs’un çizgileri çaðýnýn derin
çeliþkilerinin tanýðýdýr. Turhan Selçuk’un
çizgilerinde kiþisel ve toplumsal tarihimiz evrensel boyutlarýyla
gizlidir.
Picasso; nun
Guernica adlý eseri çizgi plastiðinin aracýsýz
tavrýyla ortaya konmuþ bir baþyapýttýr. Mehmet
Siyah Kalem’in çizgilerindeki büyü yüzyýllarca etkisini yitirmez. Paul
Klee’de ve Joan Miro’da çizgi çocuksu bir dünyanýn gizlerini arar
gibidir, tüm olgunluðuyla. Wasarely’de çizgi optik
ýþýklara dönüþür. Escher’de su olur, ama
akýþkanlýkla ilgili yasalarý sorgular. Christo’nun
çizgileri gerçeði yeni bir bakýþ açýsýyla ele
almayý öneren gizemli, sonsuz bir urgandýr.
Çizgi,
karikatürün tanýmýnda da önemli bir dayanak ve temel biçimlendirme
elemanýdýr. Karikatür; kiþi ya da olaylarýn gülünç
ve çeliþkili yanlarýný yakalayarak bazen yazýyla da
desteklenen abartýlmýþ çizgilerle mizaha dönüþtürme
sanatý olarak tanýmlanmýktadýr. Karikatürün bu
çizgiye dayalý, çizgiyle oluþturulan yapýsý onu daha
çok grafik sanatlara yaklaþtýrýr.
Karikatür
sanatçýsý bir yandan günceli yakalamaya
çalýþýrken, diðer yandan ele aldýðý
ana çeliþkiyi kalýcý yapýta dönüþtarme
uðraþý içindedir. Ýlki, günlük bir gazetenin
sayfalarýnda kýsa sürede tüketilirken, diðeri evrenseli,
kalýcý olaný yakalayabildiði oranda sanat eseri
niteliði kazanýr.
Çeliþkinin
yoðun olmasýndan olsa gerek, ülkemizin bu alanda topraðý
çok verimlidir. Günlük gazete sayfalarýnda evrensel deðerleri
yakalanan büyük ustalarla ayný
çaðý paylaþmak, insanlýk deðerlerini birkez de
onlarýn deðer yargýlarýyla test etmek ayrý bir
mutluluk kaynaðý bizim için.
ULUSLARARASI
YARIÞMALAR VE TÜRK KARÝKATÜRCÜLERÝ / IŞIN SAYGUN
Dünyanýn
“1” numaralý Karikatür Yarýþmasý olarak
nitelendirilen “Hürriyet Uluslararasý Karikatür
Yarýþmasý” barýþ ve hoþgörünün karikatür
dili ile yayýlmasý için uðraþ veriyor.
Bu
yarýþmanýn önemli bir özelliði var:
Dünyanýn
çeþitli ülkelerinden “Hürriyet Uluslararasý Karikatür
Yarýþmasý”na katýlan sanatçýlarýn yapýtlarýný
deðerlendiren seçiciler kurulu, çoðunluðu yabancý ülkelerin
sanatçýsý olan deneyimli ve isim yapmýþ kimselerden
oluþturuluyor.
Bununla da
yetinilmiyor seçiciler kurulunun oluþturulmasýnda; özellikle bu
yabancý temsilcilerin dünyanýn deðiþik bölgelerindeki
farklý kültür ve mizah anlayýþýný
yansýtmada yardýmcý olmalarý için bölgeler
arasýndaki denge de dikkate alýnýyor. Ýlk
elemelerin tamamlanmasýndan sonra üyelerden hiç birisinin sonuçlara etki
yapamayacaðý, itiraz edemeyeceði bir deðerlendirme yöntemi
uygulanýyor. Bunlarý söylerken, tamamen objektif ölçülerle
yapýlan bu deðerlendirmelerde Türk sanatçýlarýn her
yýl saðladýðý baþarýlarýn da
altýný çizmek istiyorum.
Önce, Hürriyet
Vakfýnýn yönettiði, sonra bünyesel deðiþim
nedeniyle bu kuruluþun iþlemlerini üstlenen Aydýn Doðan
Vakfýnýn nöbeti devraldýðý Hürriyet
Uluslararasý Karikatür Yarýþmasý, onbeþ
yýllýk bir dönemi geride býraktý. Bu dönem içerisinde
1997 yýlý Haziran ayý içerisinde ondördüncü
yarýþmasýný da tamamlamýþ olacak. Onüç
yarýþmanýn bir tür “onur listesi” olarak
deðerlendirebileceðimiz baþarý çizgilerini inceleyenler,
karikatür sanatçýlarýmýzýn devamlý olarak
her yýl bu listede yer aldýðýný kývançla
göreceklerdir.
Yarýþmanýn
ikinci yýlýnda bir birincilik, bir baþarý ödülü
kazanan sanatçýlarýmýz, üçüncü yarýþmada da
“baþarý ödülü” ile deðerlendirilmiþlerdir. Uluslararasý
nitelikteki Seçiciler Kurulu, dördüncü yarýþmada “özel ödül” ile
üç baþarý ödülünü karikatürcülerimize vermiþtir..
Beþinci yarýþmada iki “özel ödül” ile iki
baþarý ödülünü Türk
karikatürcüleri kazanmýþtýr.
Altýncý
listenin þeref listesinde beþ sanatçýmýz yer
alýyor. Bunlardan ikisi “özel ödül”, birisi “ikincilik ödülü”
alýrken iki sanatçýmýza da “baþarý ödülü”
veriliyor. Yedinci yarýþma jürisi, dört
sanatçýmýzý “baþarý ödülü” almaya deðer
görüyor. Sekizinci yarýþmada “ikincilik ödülü” ile üç
baþarý ödülü veriliyor. Dokuzuncu yarýþmanýn
“birincilik ödülü” ile “üç baþarý ödülü” türk karikatürcülerine
verilirken, onuncu yarýþmada “iki” onbirinci de “üç
baþarý ödülü” türk sanatçýlara verilmiþtir.
Sanatçýlarýmýz
onikinci yarýþmada “ikincilik ödülü” ile iki baþarý
ödülü, onüçüncü karikatür yarýþmasýnda da dört
baþarý ödülünü paylaþtýlar.
Elbette
dünyanýn baþka yerlerinde yapýlan küçüklü, büyüklü
karikatür yarýþmalarýnda da türk sanatçýlarý
önemli sonuçlar almaktadýr. Türk karikatürcülerinin, uluslararasý
boyutlu yarýþmalarda aldýklarý bu sürekli
baþarýnýn özet deðerlendirmesi,
sanatlarýnýn evrensel ölçüleri kucaklamýþ
olduðunu gösteriyor.
Globalleþen
dünyamýzda ülkeler arasýndaki sýnýrlarýn
kalkmasý aþamasýna geliyoruz. Öncelikle Avrupa
Birliðini ülke olarak amaçlýyoruz. Böyle bir dönemde, kendi
deðerlerimizin baþka ülkelerin insanlarý ile
yaptýðý barýþa, hoþgörüye yönelik
yarýþmalýrda ön sýralarda yeralmasý, elbette
önemli bir olaydýr.
SANATTA KARÝKATÜRCÜ ÜZERÝNE
BÝR KOLAJ DENEMESÝ / IZEL ROZENTAL
“ Sanat adý verilen bir þey
yoktur aslýnda, yalnýzca sanatçýlar vardýr; yani
bir zamanlar renkli toprakla bir maðaranýn duvarýna becerebildiklerince bizon
resimleri çiziktiren, bugünse
boya satýn alýp reklam
afiþleri yapan ve yüzyýllardan beri daha birçok baþka
þeyler üreten insanlar. Tüm bu etkinlikleri sanat diye tanýmlamakta hiçbir sakýnca yok, yeter
ki bu sözcüðün yer ve zamana göre birbirinden deðiþik anlamlara gelebileceði unutulmasýn ve
günümüzde nerdeyse bir korkuluk veya tapýnç aracý haline gelen ve
büyük S ile baþlayan Sanat’ýn
varolmadýðýnýn bilincinde olunulsun.”(1) E.H.GOMBRICH
“Karikatür sosyal bir gösterge, bir
yansýtýcýdýr: Daumier, Forain, Ensor, Paul Weber
gibi karikatürcüler en tipik kiþileri, nitelikleri abartýp bozarlar,
ancak kiþinin bütününü korurlar. Gerçekte bir bakýma bir
bütünün yaratýlmasýna
katkýda bulunurlar. Bu buluþta karikatürcünün iþlevi,
psikologun iþlevine çok yakýndýr: Bir kiþiliðin,
bir sosyal sýnýfýn, bir rolün belirgin çizgilerini
açýða çýkarmak.”(2)
ABRAHAM A. MOLES
“DAUMIER(Honore), fransýz ressam, taþbaskýcý,
gravürcü, desinatör ve heykelci (Marsilya 1808 - Valmandoýs 1879). Resim
çalýþmalarýnda
Lenoir’ dan desdek gördü.
Ýsviçre akademisi’
nde canlý model
ile Leuvere müzesinde
büyük ustalarýn yapýlarýný örnek
alarak
çalýþtý.
Ressam Charles Ramelet’in
yanýnda
taþbaský
öðrendi. (bilinen ilk
denemesini 1822 yýlýnda yaptý.) Ýlk
karikatürlerini 1830’ da Silhonette’e çizdi Bin kadar
tahta üzerine gravür; özellikle de, 1830-35
yýllarýna igliþkin siyasal
karikatürlerden
oluþan dört bin
taþbaský
býraktý. Para sýkýntýsý içinde
yaþayan Daumier, estamplarýndan kazandýðýyla geçiniyordu. Ancak en büyük
tutkusu resim yapmaktý.”
“ Fransýzcada çizgili
gülmece alanýnda sayýsýz sözcük
ve terim kullanýlýr” caricature, plaisanterie(...) Ýngilizcede
durum daha da
karýþýk;
cartoon (karikatür) , comics
(karikatür) (...) Bunlarýn çevirisi öyle bir karmaþa
yaratýr ki.
Üstelik
dahasý var; çizerlerle konuþunuz: her birinin kendi
terminoloji
daðarcýðý vardýr. Bazýlarý
gülmece yaptýklarýný ve basýn desinatörü olarak
çalýþtýklarýný söylerler.
Bazýlarý, gazete deðil, gülmece çizeri
olduklarýný belirtirler. Bazýlarý da gülmeceden
söz etmenin sakýncalý olduðunu,
gülmecenin dikenli bir konu, korkutan
bir silah niteliði taþýdýðýný öne
sürerler.’(2)
HIFZI TOPUZ
‘Caricature’ beni özgün bir sanat
þekli olarak ilgilendirmiyor. Aslýnda sadece bir iletiþim
aracý. Ýnsanlarý benzetmeyi öðrendim çünkü, spesifik
kiþileri çizerken göðüslerine
adlarýný yazmak
istemiyordum.’(4)
EDWARD
SOREL
‘Bir
‘cartoon’ çizgisinin kalitesinden ziyade, oluþturduðu konu nedeniyle önemlidir. Konu iyiyse, bunu herkes çizebilir. Oysa ‘caricature’ün farklý bir kalitesi vardýr. Bunu ancak ‘abstract’
(soyut) sözcüðü ile
tanýmlayabilirim. Picasso, Lautrec, Hokusai karikatürcü mü, grafik sanatçýsý mý,
yoksa ressam mýdýrlar. Kanýmca hepsi de karikatürcüdür.’(4)
AL HIRSCHFELD
‘Modern
sanatçýlar
hakkýnda istediðinizi düþünebilirsiniz, ama onlarýn, hiç olmazsa “doðru” çizebilme
yeteneðinde olduklarýný kabul edecek kadar
güvenmeliyiz bu sanatçýlara. Eðer “doðru”
çizmiyorlarsa, bunun nedeni, Walt
Disney gerçeklerine oldukça
yakýndýr.(...) Picasso
bir horozun çiziminde, yalnýzca görünüþünü
vermekle yetinmemiþ,
horozun
saldýrganlýðýný, kibirini ve bönlüðünü de dile getirmek istemiþtir. Baþka bir
deyiþle karikatüre baþ
vurmuþtur. Ama çok inandýrýcý bir
karikatüre.(1)
E.H. GOMBRICH
“Saçlarýn sarýþýn rengini
abartýyorum, portakal rengini, krom rengini, limon rengini anlýyorum ve baþýn
arkasýna, odanýn sýradan duvarýný deðil,
sonsuzluðu boyuyorum. Basit bir dipdüzeye, boya tablasýnýn verebileceðig en yoðun ve en zengin
maviyi sürüyorum. Sarýþýn ve parlak baþ, gökte bir yýldýz
gibi, mavi yüklü dipdüzey üzerinde, gizemlice belirginleþiveriyor. Ah
sevgili dostum, seyirci bu abartmada
karikatürden baþka bir
þey görmüyor. Ama umurumuzda mý bizim?”(1)
VINCENT VAN
GOGH
‘Leonardo, Jakond’un yüzünü
önden çizmiþ, belki daha esrarlý olmasýný
saðlamak için Sfumato tekniðini kullanmýþ; yani “dumanlý” teknik .
Gelgelelim, Leonardo’nun
hýnzýrlýðý tutup, o yaman karikatürleri
çizince defterine, neredeyse burnu çenesine
dayanan suratlar çizmiþti yanlamasýna. Çirkinliði çiziyordu, korkunçluðu... Mevlana’nýn Mesnevi’de
dediði gibi, güçlü
ressam güzeli çizdiði kadar
çirkinliði de yansýtabilmeli.’(5)
ABÝDÝN DÝNO
“GEORGE
GROSZ: 26.7.1893’te Berlin’de
doðdu. 6.7.1959 ‘da Berlin’de öldü.
Ressam, çizer ve yazar. 1918 yýlýnda Richard Huelsenbeck aracýlýðýyla
Dada hareketine katýldý. 1919
yýlýnda Wieland
Herzefelde ile birlikte “Die Pleite “, Franz Jung ile birlikte
“Jederman sein eigener
Fussball” ve Carl Einstein ile
birlikte “ Der blutige Ernst”
dergilerini
yayýnladý. Alman
burjuvasýný
ve Alman militarizmini en acýmasýz
biçiminde ele alan karikatürist oydu.
1932’de A.B.D.’ye iltica etti.”(6)
HANS RICHTER
“Dada
bir zamanlar
burjuvalarýn korkusuydu; bugün
ise tarihsel bir olay.’(7)
Dr. WERNER ROSS
‘Arp
ile Lissitzky’nin (1925’te) yayýnladýklarý ve 1924’ten 1914’e doðru geriye uzanan
modern sanatla ilgili
Art - isms (Kunstismen) adlý
incelemelerinde Verist
sanatçýyý ‘çaðdaþlarýnýn çirkin suratlarýna ayna tutan biri’ olarak tanýmlýyorlardý. O yýllarda önemli
bir resim simsarýyla
sözleþmesi olan Grosz
grafik
çalýþmalarýný azaltmýþ, daha çok
resme aðýrlýk
vermiþti. (8)
NORBERT LYNTON
“Modern sanatýn
klasik kurallardan uzaklaþmasý, doðal olarak, gerçek karikatürün gücünü
kaybetmesine yol açtý ve karikatür amerikalý David Levine’in
yapýtlarýnda olduðu
gibi, ünlü kiþileri
yermekten çok öven bir araç haline
geldi.”(9)
‘ Levine, bir santçýnýn hem
galeri için çalýþabileceðini anlamýþtýr. Kendisi halen
basýn için portre karikatürü,
sergileri çin ise
sulu boya resimler yaparak iki ayrý yol
izlemektedir.’(4)
‘Ýþin tuhafý karikatür affedicidir,
çünkü insanýn en kötü yanlarýný teþhir ederek onlara
gülünülmesini saðlar.’(4)
RALPH STEADMAN
TULIO PERICOLI 1936 yýlýnda Colli del Tronto’da doðdu. Milano’da politik hicivci, sosyal eleþtirmen, illüstratör, reklam sanatçýsý, ressam, ahlak